Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında, göğün direği sayılan karlı Tanrı Dağları’nın eteklerinde bir obada geçermiş hikâyemiz.
O zamanlar, yeryüzünde...
Bir zamanlar, gökyüzünün gümüş rengi bulutlarla kaplı olduğu, rüzgârın eski masalları fısıldadığı Efsunlu Vadi adında bir yer vardı.
Bu vadinin kalbinde, ruhları doğanın ritmiyle atan...
Bir varmış, bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; uzaklarda, bulutların pamuk şeker gibi dağların tepesine konduğu, nehirlerin şarkı söyleyerek aktığı bir diyar...
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sıcak bir yuvanın başköşesinde Sarıkız adında merhametli mi merhametli bir kız yaşarmış. Sarıkız’ın dünyalar tatlısı, tüyleri pamuk gibi...
Bir zamanlar, haritalarda görünmeyen ama herkesin çok iyi bildiği "Benlik Kasabası" adında bir yer vardı. Bu kasaba, dışarıdan bakıldığında pırıl pırıl, binaları yüksek, yolları...
Bir zamanlar, güneşin toprağı kavurduğu, nehirlerin ince bir iplik gibi aktığı, kuşların susuzluktan ötmeyi unuttuğu bir diyar vardı. Bu köyde, doğanın dilinden anlayan beş...
Bir zamanlar, teknolojinin ve kitapların iç içe geçtiği modern bir dünyada, araştırmayı çok seven beş kafadar yaşardı: Sarıkız, Balkız, Aykız, Gülyüz ve Görkem.
Okulda dönem...
Bir zamanlar, güneşin en parlak gülümsediği, gökyüzünün uçsuz bucaksız olduğu bir okulda; Sarıkız, Başak ve Barış adında, kalpleri iyilikle dolu üç sıkı dost yaşardı....