Sarıkız ile Üç Nehrin Masalı

Evvel zaman içinde, Anadolu’nun bereketli topraklarında güzelliği dillere destan, saçları güneş ışığı gibi parıldayan bir kız yaşarmış. Ona Sarıkız derlermiş. Sarıkız, dağların rüzgârını, ovaların kokusunu, suların şırıltısını anlayan; toprağı ve insanı seven bir gönül eriymiş.

Sarıkız’ın üç can dostu varmış:
Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz adlı üç genç delikanlı. Aslında bu delikanlılar, toprağın bağrından fışkıracak olan nehirlerin ruhlarıymış; ama o zamanlar henüz suya dönüşmemişler.

Her biri Sarıkız’a gönlünü kaptırmış, ama onun kalbi üçüne de eşit bir sevgiyle bağlıymış. O ise gönlünü insana değil, toprağa adamak istermiş. Onların iyilikle, bereketle insanlara hizmet etmesini arzu edermiş.

Büyük Menderes güçlü, sabırlı ve biraz da hüzünlüymüş. Bir gün Sarıkız’a demiş ki:

“Ben insanların tarlalarını sarmak, ovayı yeşertmek istiyorum. Ama yolum uzun ve dolambaçlı olsun ki her gördüğüm yere bereket taşıyayım.”

Sarıkız onun alnına dokunmuş, sarı saçlarından bir tel koparıp avcuna bırakmış.
O anda delikanlı titremeye başlamış, göğsünden gümüş bir ışık yükselmiş.
Ve birdenbire ovaya doğru kıvrıla kıvrıla akan bir nehre dönüşmüş. Artık adına Büyük Menderes denirmiş.

Küçük Menderes daha neşeli, daha hızlıymış. Sarıkız’ı her gördüğünde havaya zıplar, rüzgâra karışırmış.

“Ben insanlara çabuk ulaşmak, küçük köylere yaşam götürmek istiyorum.” demiş.

Sarıkız gülümsemiş, elini delikanlının kalbine koymuş.
Genç adam bir anda suya dönüşmüş; koşar gibi akar, küçük vadileri izleyerek Ege’ye doğru ilerler olmuş.
Böylece Küçük Menderes doğmuş.

Gediz ise içlerinde en vakur olanmış. Sessiz konuşur, derin düşünürmüş.

“Ben bu topraklara hem kuvvet hem huzur katmak isterim. İnsanlar beni görünce güven duysun.” demiş.

Sarıkız onun omuzlarına dokunmuş.
Gediz’in etrafını altın bir halka sarmış ve o da ihtişamıyla akmaya başlayan bir nehre dönüşmüş.
Adı artık Gediz olmuş.

Üç nehir akmaya başladıktan sonra Sarıkız dağlara çekilmiş.
Köylüler zamanla nehirlerin geçtiği her yerde bereketin arttığını, tarlaların canlandığını, insanların yüzünün güldüğünü fark etmişler.

Ve şöyle demişler:

“Üç nehir nereye baksa Sarıkız’ın ışığını taşır. O artık suda, rüzgârda ve toprağın her zerresindedir.”

Sarıkız da hâlâ, yüksek bir dağın tepesinde güneş battığında saçlarının altın rengi ışığıyla görülürmüş.
Derler ki nehirler her gün akarken onun adını fısıldar:

“Sarıkız, Sarıkız…”

Ve böylece Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz, sevgiyle dokunmuş bir masalın içinde daima akarmış.

Son İçerikler

İlgili İçerikler

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz