Türkiye yine yüreğine ateş düşüren bir acıyla sarsıldı. Terör belasından kurtulduk kurtulacağız derken bu kez de askeri kargo uçağının düşmesiyle yirmi vatan evladımızı daha şehit verdik. Sebebi henüz bilinmeyen bu kazanın ardından geriye, gökyüzüne yükselen bir enkaz dumanı değil, yirmi ayrı ocağa çöken koca bir karanlık kaldı. Bir millet olarak acımız büyük, ama en çok da geride bıraktıkları ailelerin omuzlarına çöken yük ağır.
Her şehit haberi, sadece bir askerin toprağa düşmesi değil; bir annenin yüreğinin yanması, bir babanın sessizce omuzlarının çökmesi, bir eşin hayat arkadaşını kaybetmesi, bir çocuğun ise “baba” kelimesinin yarım kalmasıdır.
Çünkü çocukların babaları gitti.
Eşlerinin hayat arkadaşları, bir ömür boyu birlikte yaşlanmayı planladıkları insanlar gitti.
Annelerin evlatları, umudu, gururu gitti.
Geriye ise sadece “şehit yakını” olmanın gururu ve tarifi imkânsız bir acı kaldı.
Şehit eşleri artık hayatlarını tamamlaması mümkün olmayan bir eksikle sürdürecek. Akşam olduğunda eve dönen adımların sesi yok; bayram sabahlarında kapı eşiğinde beklenen o sıcak bakış yok. Bu ülkede her şehidin ardından en sessiz ama en büyük çığlığı onlar atar. Bu çığlığın duyulması, sahiplenilmesi ve yalnız bırakılmaması gerekir.
Daha hayatın başında babasız kalan çocuklar…
Belki babalarının mesleğini tam olarak anlamayacak kadar küçükler; ama yokluğunu hissedecek kadar büyüktür acıları. Her karne gününde, her özel günde, omuzlarına konacak o sıcak el artık olmayacak. Bu çocuklar, Türkiye’nin en kıymetli emanetleridir. Onlara sahip çıkmak sadece devletin değil, bütün bir milletin görevidir.
Evladını toprağa veren anne-babalar için zaman artık farklı akar. Onların gözlerindeki gurur, acıyı tam olarak örtmeye yetmez; kalplerinde bir boşluk açılır ve o boşluk hayat boyu kapanmaz. Bir evladın yokluğunu kimse dolduramaz, ama millet olarak onların yanında durmak, yaslarını paylaşmak zorundayız.
Bu ülkede güvenli bir gökyüzü, huzurlu bir şehir, rahat bir uyku bedelsiz değildir. Askerlerimiz, polislerimiz, güvenlik güçlerimiz bu bedeli kendi hayatlarıyla öder. Bizler ise bunun kıymetini bilmeli, fedakârlıklarını görmeli ve onların geride bıraktıklarını yalnızlığa, çaresizliğe terk etmemeliyiz.
Bu kazanın nedeni elbette ortaya çıkacak, sorumlular ya da sebepler netleşecektir. Ancak hiçbir açıklama, hiçbir rapor, hiçbir sonuç, o yirmi canı geri getirmeye yetmeyecektir.
Şehitlerimiz bu vatanın ebedî kahramanlarıdır. Onlara minnetimiz sonsuz; ailelerine borcumuz büyüktür.
Bugün acıyı paylaşıyoruz, yarın da paylaşacağız.
Unutmayalım: Bir milletin büyüklüğü, şehitlerine verdiği değerde ve onların emaneti olan ailelerine gösterdiği sadakatte gizlidir.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.
Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.
