Tezek İşaretlerinden Sosyal Medyaya

Yıllar önce, yaz tatillerini dört gözle beklediğim zamanlar… Okullar kapanır kapanmaz küçük kasabamızdan dedemle ninemin köyüne giderdim. Köyün taş sokakları, çam kokulu yaylaları ve çocuk kahkahaları hâlâ hafızamda capcanlı durur. Birkaç gün köyde oyalanır, sonra hep birlikte yaylanın yolunu tutardık.

O yaz da diğerleri gibi başlamıştı. Köye varır varmaz sevincimden ayaklarım yere değmeden arkadaşlarımın yanına koştum. Sarıldık, güldük, hasret giderdik. Tam onlarla kalabalık bir gün geçireceğimizi sanarken içlerinden biri, işi olduğunu söyleyip beni oyundan uzak tuttu.

Üzülmüştüm… Biraz kırgın bir sesle,
“Beni niye çağırmıyorsunuz? Ben de geleyim,” demiştim.

Leyla, yüzüme bakıp,
“Biz tezek toplayacağız, sen yapamazsın,” deyince içimde bir inat yükseldi.
“Hayır, ben de yaparım,” dedim kararlılıkla.

Leyla omuz silkerek,
“Tamam o zaman, bir kova al gel,” dedi.

Koşa koşa yayladaki eve döndüm. Ninemin süt kovasını kaptığım gibi geri koştum. Hep birlikte hayvanların ağılına doğru yürüdük. Orada kızlar hiç çekinmeden yerdeki tezekleri elleriyle alıp kovalarına dolduruyordu. Onlardan geri kalmamak için ben de aynısını yaptım. Ellerimin kirlenmesi, o an umurumda bile değildi; önemli olan onların arasında olabilmekti.

Kovalar dolunca taş duvarların olduğu yere gittik. Herkes kovasındaki tezeklerden küçük toplar yapıyor, sonra o topları düz taşların üzerine bastırarak inceltiyor, kuruması için diziyordu. Ben de diğerleri gibi çalıştım, sanki yıllardır bu işi yapıyormuşum gibi…

Tam işimiz bitmek üzereyken Yıldız yüksek bir sesle,
“Arkadaşlar! Herkes kendi yaptığı tezeklere işaret koysun, yoksa karışır!” dedi.

O an herkes bir telaşla kendi tezeğini işaretlemeye başladı. Kimisi üç nokta koydu, kimisi V harfi çizdi. Kimi iki nokta bir parantez yaptı, kimi gülen yüz kondurdu. Ben de kendi işaretimi ekledim.

Aradan tam kırk beş yıl geçti…
Bugün bilgisayarımın başında yazı yazarken bir anda o günler geldi aklıma. Taşların üzerinde kuruyan o tezeklerin üstündeki işaretler gözümün önünde belirdi. Ve o çocukça işaretlerin şimdi sosyal medyada kullanılan emojilerin sanki birer atası olduğunu düşündüm.

Bu düşünce yüzümde tatlı bir gülümseme bıraktı.
Bazı anılar vardır ya hani, yıllar geçse de içimizi ısıtır…
İşte o gün, benim için tam da öyle bir andı.

Birde süt kovası için ninemden yediğim azar kaldı hatıralarımda.

Son İçerikler

İlgili İçerikler

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz