Sarıkız ve Derin Mavi Düşler

Sarıkız’ın karnından gelen gurultular, sanki odanın içinde yankılanan küçük bir davulun sesi gibiydi. O kadar acıkmıştı ki, midesi adeta saati hatırlatan bir guguklu kuş gibi ötüyordu. Bu sese daha fazla kayıtsız kalamayarak mutfağa doğru seslendi:
“Anneciğim, karnım zil çalıyor! Akşama ne pişirdin, kokular burnuma kadar geldi!”

Annesi mutfaktan başını uzatıp sevgi dolu bir gülümsemeyle karşılık verdi:
“Denizden gelen bir şölen var bu akşam güzel kızım! En sevdiğin deniz ürünleriyle dolu, nefis bir tabak hazırlıyorum.”

Sarıkız’ın gözleri parladı ama sabırsızlığı bacaklarına vurmuştu; yerinde duramıyordu.
“Peki, ne zaman hazır olur anne?” diye sordu heyecanla.
Annesi, elindeki kepçeyi tencereye hafifçe vurup, “Sadece on dakika sabretmen gerek, sofra kurulmak üzere!” dedi.

On dakika… Aç bir çocuk için on dakika, sanki bir asır gibiydi. Sarıkız, zamanın daha hızlı geçmesi için en sevdiği sığınağına, kitaplarına koştu. Kapağında gizemli haritaların olduğu macera kitabını eline aldı. “Yemek kokuları gelene kadar kelimelerin arasında kaybolayım bari,” diye mırıldandı ve koltuğuna kıvrıldı.

Kapağı kaldırmasıyla birlikte, kitabın sayfaları sanki bir rüzgarla hışırdadı. Okuduğu kelimeler kağıttan havalanıp etrafında dönmeye başladı. Bir anda odasının duvarları silikleşti, tavan sonsuz bir maviye dönüştü. Artık koltuğunda oturmuyor; serin, masmavi ve kristal berraklığında bir okyanusun derinliklerinde süzülüyordu.

Nefes almak hiç bu kadar kolay, hiç bu kadar ferah olmamıştı. Suyun yüzeyinden süzülen güneş ışıkları, derinlerde dans ederek etrafı turkuaz ve zümrüt renklerine boyuyordu. Sarıkız elini kaldırdığında, parmaklarının arasının sedefli pullarla kaplandığını fark etti. Şaşkınlıkla aşağıya baktı; bacakları kaybolmuş, yerini gökkuşağı gibi parıldayan, tek parça, muazzam bir balık kuyruğuna bırakmıştı. O artık bir balık kızdı! Kuyruğunu hafifçe hareket ettirmesiyle suyun içinde bir ok gibi fırladı.

Okyanusun dibi, yaşayan bir tablo gibiydi. Rengarenk mercanlar, suyun ritmiyle salınan büyülü ağaçları andırıyordu. Kocaman, meraklı gözlere sahip karidesler, sanki fötr şapkalarını çıkarıp selamlayan eski zaman beyefendileri gibi önünden geçtiler. Minik, fosforlu kalamarlar birer havai fişek gibi etrafında neşeyle dönüyorlardı. İleride, bilge bir ahtapot, sekiz kolunu birden ahenkle hareket ettirerek sessiz bir okyanus senfonisini yönetiyor gibiydi.

Sarıkız bu yeni dünyaya sanki bin yıldır buradaymışçasına uyum sağladı. Balık sürüleriyle kovalamaca oynadı, suyun kaldırma kuvvetiyle hiç yorulmadan taklalar attı. Denizin derinliklerinde yankılanan o gizemli melodiye katılarak baloncuklar eşliğinde şarkılar söyledi.

Tam o sırada, karanlık suların içinden pırıl pırıl parlayan, tül gibi süzülen devasa bir denizanası belirdi. Işık saçan kolları, suyun içinde ağır ağır dalgalanarak Sarıkız’a doğru yaklaştı. Denizanası, okyanusun uğultusunu andıran yumuşak bir sesle mırıldanmaya başladı:
“Sarıkız… Sarıkız…”

Sarıkız, bu büyülü canlının ne söyleyeceğini duymak için kulak kesildi. Ancak ses giderek netleşti, okyanusun derinliğinden çıkıp daha tanıdık, daha sıcak bir tona büründü.

“Sarıkız, yemek hazır tatlım! Haydi sofraya!”

Sarıkız kirpiklerini titreştirerek gözlerini araladığında, karşısında denizanasını değil, annesinin şefkatli yüzünü gördü. Okyanusun serinliği gitmiş, yerini mutfaktan gelen o iştah kabartıcı kokuya bırakmıştı. Kendi kendine gülümsedi. “Yine harika bir maceranın tam ortasındaydım,” diye fısıldadı.

Karnının gurultusu geri gelmişti ama ruhu masalsı bir yolculuğun huzuruyla doluydu. Mutfağa gidip masadaki buharı tüten deniz ürünleri tabağını görünce duraksadı. Aklına az önceki balık kuyruğu ve renkli arkadaşları geldi. Yüzünde muzip bir tebessüm belirdi. Çatalını eline alırken, “Kim bilir,” diye düşündü, “Belki de bu tabaktaki lezzetler, beni bir sonraki maceramda bambaşka diyarlara götürecek enerjiyi verir.”

Ve Sarıkız, hem hayallerinin hem de annesinin lezzetli yemeğinin tadını çıkarmak üzere, neşeyle yemeğine başladı.

Son İçerikler

İlgili İçerikler

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz