Güneşin sararttığı,sarıların en güzeliyle bezenmiş saçlarından dolayı “Sarıkız” derlerdi ona. Hayatın sarp yolları önüne ne kadar engel çıkarsa çıkarsın, o inatla hayallerinin işlemeli perdelerini aralar, o perdelerin ardındaki zenginlikte kaybolurdu. Çocukluğunun en sadık yoldaşları, rengarenk kanatlarıyla rüzgarda dans eden kelebeklerdi. Kırmızının en alı, sarının en parlağı, yeşilin en canlısı ve kahverenginin en gizemli tonlarıyla bezenmiş nice kelebek görmüştü. Bazen yemyeşil çayırların üzerine uzanır, saçlarına konan kelebekleri sessiz bir hayranlıkla izlerdi. Onlar için Sarıkız, hareket etmeyen, rengarenk bir çiçekti sanki.
Zaman, nehirler gibi akıp gitmiş, o küçük kız büyüyüp dünyayı adımlayan bir gezgin olmuştu. Yine bir gün, yolu Fethiye’nin cennet köşesi Ölüdeniz’deki Kelebekler Vadisi’ne düştü. Bir grupla vadiyi keşfederken, çocukluğunun masalsı anılarını canlandıran büyülü bir an yaşandı. Sanki gizli bir el bir düğmeye basmış gibi, binlerce, on binlerce kelebek aynı anda havalandı.

Gökkuşağının tüm renklerini kanatlarında taşıyan bu zarif canlılar, Sarıkız’ın etrafında adeta bir renk cümbüşü yaratarak dans etmeye başladılar. Çocukken en fazla üç beş kelebeği bir arada görmenin mutluluğunu yaşayan Sarıkız için bu, hayallerinin bile ötesinde bir manzaraydı. Vadinin derinliklerinden gelen suyun şırıltısı, ağaçların ve çiçeklerin yemyeşil dokusu ve etrafındaki bu kanatlı şölen, onu adeta bir masalın tam kalbine bırakmıştı.
İşte o an, Sarıkız bir şey fark etti. Büyüdükçe, o her zorluğa kafa tutmasını sağlayan hayal kurma yeteneğini yavaş yavaş yitirmişti. Hayatın gerçekleri, o renkli hayal perdelerini birer birer kapatmıştı. Ama şimdi, etrafında dans eden her bir kelebek, o perdeleri yeniden aralıyordu. Kelebekler sadece kanat çırpmıyor, aynı zamanda Sarıkız’ın içindeki unutulmuş umut tohumlarını da yeşertiyordu. Onlar, umudun kanatlı habercileriydi. O gün anladı ki, hayal gücü en karanlık anlarda bile içimizde yanan bir ışıktır ve bazen o ışığı yeniden yakmak için etrafımızdaki güzellikleri fark etmek yeterlidir. Kelebekler Vadisi’ndeki o büyülü gün, Sarıkız’ın hayatında bir dönüm noktası oldu. Artık biliyordu ki, ne kadar büyürse büyüsün, içindeki o hayalperest küçük kızı asla kaybetmeyecekti. Çünkü kelebekler ona, hayallerin her zaman bir çıkış yolu bulacağını fısıldamıştı.
